Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ‘Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı’ tepkisi

0

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunmuş oldu. 

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından öne çıkan satırbaşları:

“Yeni bir dönem adım atmak suretiyle. Halkın iktidarı kuvvetli olarak halka itimat vermek zorundadır. Her birimizin tek tek sorumluluğu var. Her birimiz bu ülkenin geleceğinden sorumluyuz. Bu ülkeyi haramilere ve haramilerin taşeronlarına teslim etmeyeceğiz. Baskılar, engellemeler, yargı kararları var biliyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar inandığımız yolda kararlılıkla yürüyeceğiz.

Gezi mağdurlarının ailelerini ziyaret ettim. Vera’yı ve Ege’yi kucakladım. Onlar demokrasi talebinde bulunan haksız yere hapse atılanların aileleri. Sanıyorlar ki onlar yalnızlar, asla onlar yalnız olmayacak. Onlarla, aileleriyle, düşünceleriyle, idealleriyle beraber olacağız. Mücadelemiz insan hakları, yargı bağımsızlığı, kadın-erkek eşitliği, hakkı, hukuku inşa etme mücadelesidir.

“İNSANLARIN DİKKATİNİ FARKLI YÖNE ÇEKİP MİLYARLARI GÖTÜRDÜLER”

Söylemlerimizi verilere dayandırmak zorundayız. Toplumu ikna etmek zorundayız. Samimiyetle ikna etmek zorundayız. Doğruları söylemek zorundayız. AK Parti iktidarlarına kadar bu ülkeye 57 hükümet hizmet etti. Cumhuriyetin kuruluşundan 2002’ye kadar 57 hükümet hizmet etti. 57 hükümetin harcamış olduğu para 713 milyar dolar. Osmanlı’nın borcunu son kuruşuna kadar ödediler. Onurlu, dik durdular. Kimseye el avuç açmadılar. 713 milyar doları harcadılar ve Türkiye’yi 1990 senesinde dünyanın en gelişmiş 20 ekonomisinden birisi yaptılar. AK Parti iktidar oldu, harcamış olduğu para 2 trilyon 631 milyar dolar. 2002’de iktidar oluyorsunuz 2 trilyon harcıyorsunuz ve Türkiye G20 liginden düşüyor. Şu suali mesele. AK Parti’nin yapmış olduğu bir şeker fabrikası, gübre fabrikası gösterin. Ne yaptılar? Hangi fabrikayı yaptılar? Tüm fabrikaları sattılar, parayı yediler. O nedenle iyi mi bir güçle, iyi mi bir sorumsuz anlayışla devletin yönetildiğini hepimizin bilmesi lazım. İnançları, kimlikleri kullanarak, insanların dikkatini değişik yöne çekip milyarları götürdüler.

“EŞİ GÖRÜLMEMİŞ BİR SOYGUN DÜZENİ BAŞLATTILAR”

Bu paraları ne yaptılar? Tarihimizde eşi görülmemiş bir halde soygun düzeni başlattılar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni borç batağıyla karşı karşıya getirdiler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın merkezi borcunun yüzde 67’si döviz ve altın. Milliyetçi bulunduğunu söyleyen Bahçeli de Türk Lirası’nın kıymeti kalmadı diyor. Her kur arttığında hem borcun hem faizin artıyor.

2021’in sonunda borç stoku 2 trilyon 747 milyar TL’ydi. 2022’nin ilk üç ayında döviz arttı, borç 3 trilyon 19 milyar liraya çıktı. Bu borçları bir avuç insan verdi. Bir avuç insandan aldığınız borç ilk 3 ay içinde artıyor. Eğer iktisat doğru yönetilseydi bu parayla ne yapılırdı? Eğer 272 milyar lira çetelere verilmeseydi 13 milyon 650 bin emekliye net asgari ücret kadar ikramiye verilirdi. Çiftçiye her yıl verilen destek tam 3 kat artırılabilirdi. 6.5 milyon emekçiden toplumsal güvenlik primini devlet olarak ben ödeyeceğim deyip net asgari tutarı 5 bin liraya çıkarılabilirdi. Beşli çete ve yandaşlarına sağlanan mali imkanların büyüklüğünü görüyor musunuz?

AYNUR DOĞAN’A KÜRTÇE KONSER YASAĞI

Aynur Doğan hepimizin şarkısını duygulanarak dinlediği bir sanatçı. Dar Hejiroke diye bir şarkısı var. Bu aslen bir incir ağacı şarkısı. Bu şarkıyı hafızalarımıza kazıyan güzel bir film vardı. Gönül Yarası filmimizde Şener Şen ve Meltem Cumbul bu şarkıyı dinlerken Meltem Cumbul ağlamaya başlıyor. Şener Şen, ‘Sen Kürtçe biliyor musun?’ diyor. ‘Hayır, bilmiyorum’ diyor. ‘O süre niçin ağlıyorsun’ diye soruyor. ‘E bu şarkıya ağlamamak mümkün mü’ diyor. Siz bu şarkıyı yasaklıyorsunuz. Türkiye bu noktaya gelmemeli, getirmemeliyiz. Şarkıların, türkülerin tamamı bizim. Kürtçe bir şarkı okudu diye iyi mi yasak getirebiliriz? 21. yüzyılda yaşıyoruz artık. Her şarkı, türkü bizim.

Sizin feriştahınız gelse ben susmam. Rengarenk bir Türkiye’de yaşayacağız. Ebruli olacak. Barışı, huzuru getireceğiz. Herkes şarkısını özgürce söyleyecek. Bir şarkıdan, türküden korkulur mu? Korkmayacağız. Beraber, beraber olacağız.

Ağır ağır ülkeyi 12 Eylül karanlığına sürüklemeye çalışıyorlar. Buradan birlikte çıkaracağız ülkeyi.

KAFTANCIOĞLU AÇIKLAMASI

Geçen hafta Erdoğan’ın bir siyasal intikamına şahit olduk. İstanbul İl Başkanımız Canan Hanım’ı mahkum ettiler. Mahkum etmekle kalmadılar bir de siyasal yasak getirdiler. Yasaklarla bilhassa siyasal tutuklularla Türkiye asla yol almamıştır. Parti kapatmakla, değişik düşündü diye hapse atmakla bir ülkeye demokrasi gelmez. Canan Hanım’ın hapse atılmasını isteyenler, seçilmiş mahkemeler, hakimler… O hakimler şunu unutmasın bu ülkeye demokrasiyi, özgürlüğü size karşın getireceğiz. Bu ülkeye kardeşliği Saray’a karşın getireceğiz.

Hak etmeyen bir kişiyi hapse atıyorsanız, fazlaca kişiyi öldüren IŞİD militanlarını da özgür bırakıyorsanız bu ülkede bir şeyler oluyor anlamına gelir. Bir adaletsizlik, mesele var anlamına gelir. O probleminin üstüne kararlılıkla gitmek zorundayız.

Bir adaletsizlik kabul edildiğinde her yerde binlercesi türer. Yarın size yapılacak adaletsizliği de fiilen kabul etmiş oluyorsunuz. O nedenle adaletsizlik karşısında susmayacağız. Kime yapılırsa mücadelemizi sürdüreceğiz. Siyasi yasaklar, adaletsiz seviye birimize yapıldığı an hepimize yapılmanın kapıları açılır. Adaletsizlik aynı covid gibidir hızlıca yayılır ve tüm alanı enfekte eder. O nedenle karşı durmak gerekiyor.

Buradan genç tutucu seçmenlere de seslenmek isterim. Eğer adaletsizlik karşısında yansız ve kararsız kalırsanız zalimin tarafını seçmiş olmuş olursunuz. O nedenle kendisini tutucu olarak tanımlayan genç seçmenlerin de aynı duruşu sergilemeleri gerekir.

İl Başkanımızın siyasal yasak kararını asla tanımıyorum. Mahkemeyi de tanımıyoruz, verdiği sonucu da tanımıyoruz. Canan Kaftancıoğlu İstanbul İl Başkanımızdır.

SADAT ZİYARETİ

İstanbul’da bir kurumun önüne gittik arkadaşlarımızla. Bu kurum çatışmaların yargı sürdüğü bölgelerde iş yapıyor, o çatışmaların bir parçası benzer biçimde görünüyor ve hem de o bölgelerde müteahhitlik işleri de yapıyor. Kâr amaçlı bu şirket. Kurucusu Erdoğan’ın eski danışmanı emekli bir general.

Şirket ne iş yapıyor? ‘Suikast, gayri nizami harp, bomba imalatı, danışma, gerilla, hususi kuvvetler harekatı, ruhsal harp harekatı, sabotaj, pusu, tahrip’ anlatılıyor. Bunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin danışmanlığında ne işi var?

Bu SADAT’ın görevi nedir data almak istiyoruz dedik. İki şahıs geldi, haber verelim dediler tekrar gelmediler. Bu kadar korkak bir yapı.

SADAT bir de ideolojik zırh tanımlamış kendisine. Bir devlet kuracak, o devletin içinde Türkiye’de olacak… Herhalde bu kısmı Bahçeli dinliyordur. Devletin adı Asrika devleti. Asrika devleti başkan tarafınca yönetilecek, İstanbul başkenti olacak resmi dili de Arapça olacak. Bahçeli ne diyor ben aslolan onu merak ediyorum? 

Ben o kapıya niçin gidiyorum? Neden savaşım ediyorum, kimin mücadelesini veriyorum. Bayrağımın, vatanımın mücadelesini veriyorum. Açıkça ifade edeyim yolunu kaybeden bir MHP var. Bunlar Erdoğan’ın yanında hizalandılar. Soruyorum sana ne danışmanlığı verdiler? Çık anlat kardeşim. Sen bu tarz şeyleri ne için kullandın? Bunlarla mı bizi korkutmaya çalışacaksın. Sen kim olursan ol CHP’yi, bireylerini asla korkutamazsın.

Bu para için mehdilik hikayeleri özetleyen firmanın ve yapıların karşısında daha kuvvetli, daha kesin, daha yürekli durmalıyız ve duruyoruz. O nedenle gittik. Milletimiz özgürlüklerine dair bir tehditle karşı karşıyadır. Mütedeyyin kesim de artık uyanmalıdır. Karşımızda kendi uydurdukları din zırhına bürünmüş bir yapı vardır. Samimi müslümanlar bunların karşısında dimdik durmalılar. Samimi müslümanlar Asrika karşısında da dimdik durmalıdırlar. Mektupçu mafyalara, kendini derin devlet duyuru etmiş müptezellere, milletimizin özgürlüklerini tehdit etme gafletinde bulunanlara da sesleniyorum. Haddinizi bilin. Karşınızda Türkiye’nin dindarları, sofuları, inançları ve inançsızları vardır. Hepsinden önemlisi karşınızda dimdik duran ahlaklıları vardır. Karşınızda CHP vardır. Bizler mafyaya karşı, mafyanın artıklarına, Saray’ın çömezlerine karşı, mafyadan medet uman siyasetçilere karşı savaşım etmek zorundayız.

Unutmayın hem de bir ruhsal harbin ortasındayız. Psikolojik harbin içerisindeyiz. Bu kurumlar Saray’la ortaklaşa iş yaparak, pek fazlaca pozisyonlar yaratabilirler, yalan yanlış söylemler geliştirebilirler. O nedenle SADAT’a gittim. Herkesin dikkatini çekmek için gittim.

“MAKİNELERİ ÇEK, PİSTLERE DOKUNMA”

Ilkin vakası manipüle sonrasında provoke ederler. Doğru ile hatası, iyiyle kötüyü, muhalif ile yandaşı karıştırmamızı isterler. Dün akşam bir tweet attım. Biliyorum beyler fazlaca rahatsız oldu. En fazlaca rahatsız olanlar paralarını yurtdışına kaçıranlar ve kaçırmak için sıraya girenlerdir. Bunlar derhal ruhsal harp metodlarından birini devreye soktular. Neymiş ben havalimanın tümüyle park yapılmasını ve pistlerin derhal kırılmasını önermişim. “Bu işte yer almış herkese son bir lafım olsun: Bu iş ‘Talimat aldım, mecburdum’ diyeceğiniz bir iş değildir, bunun adı vatana ihanettir. Siz de sorumlu olacaksınız. Bu işte bir damla mürekkebi olan herkes vatan hainidir. O makinelerin müteahhidi; sana ise özel ilgi göstereceğiz!” O müteahhide sesleniyorum o makinelerini çekeceksin oradan. Geliyoruz. Adalet, hak, hukuk, felaketleri önlemek için geliyoruz. Makineleri çek, pistlere dokunma.”

Leave A Reply

Your email address will not be published.