CHP’li Yunus Emre: “İktidar, Hatalı Dış Politika ve Ekonomi Politikasının Bedelini Ülkemizin Uluslararası İtibarını Tartışmaya Açarak Ödetme…

0

CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın Türkiye ziyareti ile ilgili “Uluslararası ilişkilerin mütekabiliyet ilkesinin oldukca kere yok sayıldığı AKP iktidarları döneminde ülkemizin bir hukuksuzluğun üstünün örtülmesine destek veriyor olması ve bunu ‘sıcak para’ uğruna yapıyor olması Cumhuriyet’in benimsediği dış politikadan ne kadar uzaklaşıldığını ortaya koymaktadır. İktidar, hatalı dış siyaset ve iktisat politikasının bedelini ülkemizin internasyonal itibarını münakaşaya açarak ödetme anlayışından bir an evvel vazgeçmelidir” açıklamasını yaptı.

CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın Türkiye ziyaretini, yaptığı yazılı açıklama ile değerlendirdi. Emre’nin açıklaması şöyle:

“İLİŞKİLER ERDOĞAN’IN ‘PETRO DOLAR’ İHTİYACININ SEBEBİYLE TEK TARAFLI TAVİZLERLE ONARILMAYA ÇALIŞILIYOR”

“Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda vahşice öldürülmesinin peşinden Suudi Arabistan yönetiminin ve Veliaht Prensin cinayetteki sorumluluğu Erdoğan’ın açıklamalarıyla tüm dünya tarafınca öğrenilmişti. Bu şekilde gerilen ilişkiler gene Erdoğan’ın ‘petro dolar’ ihtiyacının ağır basması sebebiyle tek taraflı tavizlerle onarılmaya çalışıyor.

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER RAPORU CİNAYETTE SUUDİ YÖNETİMİNİN DOĞRUDAN DAHİL OLDUĞUNU ORTAYA KOYMAKTADIR”

O dönemde Türkiye’nin sunmuş olduğu deliller ve Birleşmiş Milletler raportörünün hazırladığı rapor bu yırtıcı cinayette Suudi yönetiminin direkt dahil bulunduğunu ortaya koymaktadır. Hatırlatmakta yarar var ki, basında çıkan haberlere gore Türkiye’ye gelen suikast ekibi diplomatik pasaportları ile ülkemize giriş yapmıştır. Suikast öncesi hazırlıkları kapsamında Başkonsolosluk binasında meydana getirilen aramalarda ‘böcek’ tespit edilmiş, sadece böceğin tespit edilmesinin Türk yetkililerce fark edilmesinin peşinden binaya yine böcek yerleştirilmesiyle cinayetin tüm bilgileri ortaya çıkarılmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Financial Times Gazetesi’nde yazıya döktüğü yazısında Kaşıkçı’nın öldürülme emrinin Suudi Hükümeti’nin en üst makamlarından geldiği ifadesini kullandığı bilinmektedir. BM’nin hazırladığı raporda da ‘Bulgular net, Kaşıkçı cinayeti bir devlet cinayetidir. Suudi yetkililer katliam sonrası delillerin yok edilmesi sürecine katkı sağlamışlardır’ ifadeleri yer almıştır.

“ERDOĞAN’IN KAŞIKÇI DOSYASINI SUUDİ ARABİSTAN’A DEVRETME KARARI EKONOMİK”

Tüm bu açıklamalar ortada dururken, Erdoğan’ın Kaşıkçı Dosyasını Suudi Arabistan’a devretmeye karar vermesinin Türkiye ekonomisinin içinde bulunmuş olduğu dar boğazdan çıkış yolu arayışlarının olduğu döneme denk gelmesi son aşama manidardır. Suudi Arabistan’ın ilişkilerin normalleşmesi için “Kaşıkçı Dosyasının” devrini ve kapanmasını koşul koştuğu ocak ayından itibaren internasyonal basında çoğunlukla gündeme getirilmiştir. Bilhassa Arap basınında Türkiye’nin önceliğinin iktisat, Suudi Arabistan’ın önceliğinin ise Kaşıkçı Dosyası olduğuna dair pek oldukca haber ve çözümleme yer almıştır.

“ÜLKEMİZİN ULUSLARARASI İTİBARININ ÖNEMSENMEDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR”

Yanlış iktisat politikalarını sürdürmede ısrar eden bir yönetim anlayışının ülkemiz ekonomisini ve vatandaşlarımızı içine soktuğu krizden çıkış yolu olarak cinayetten direkt görevli tuttuğu bir Hükümetten tek taraflı tavizlerle “sıcak para” bekliyor olması, direkt suçlamış olduğu bir yöneticiyi “Devlet Töreni” ile karşılaması ülkemiz açısından utanç vericidir. Anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk lirasının üstün dereceli düzeyde kıymet kaybetmiş olduğu, senelik enflasyonun “resmi rakamlarla” yüzde 70’in üstüne çıkmış olduğu ve ekonomik sorunların her geçen gün derinleştiği bir dönemde varlıklı yer altı kaynaklarına haiz Körfez ülkesinden gelecek yatırımlarla kısa vadeli “olumlu” sonuçlar alabilme hesabı ve beklentisi vardır. ve bu uğurda ülkemizin internasyonal itibarının önemsenmediği üzülerek görülmektedir.

“İKİ ÜLKE ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİNİN ULUSLARARASI KRİTERLERE GÖRE DEĞİL, ‘SUUDİ ARABİSTAN’ KRİTERLERİNE GÖRE GERÇEKLEŞECEĞİNE DAİR ENDİŞE VAR”

Ayrıca görüşme sonrası meydana getirilen açıklamada yer edinen bir ifade dikkat çekicidir. “İki taraf adli iş birliğini geliştirme; hukuki ve adli alanlardaki uzmanlar arasında tecrübe paylaşımı konusunda mutabık kalmıştır” açıklaması Kaşıkçı Dosyasının devredilmesi süreci hatırlandığında iki ülke arasındaki adli iş birliğinin internasyonal kriterlere gore değil “Suudi Arabistan” kriterlerine gore gerçekleşeceğine dair ciddi bir kaygı yaratmaktadır.

“TÜRKİYE’NİN ‘PETRO DOLAR’ UĞRUNA BİR İNSANLIK SUÇUYLA MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMİŞ OLMASI KABUL EDİLEMEZ”

Vatanımızda işlenen ve devlet cinayeti olduğu internasyonal raporlarla da desteklenen bir kırım için internasyonal kamuoyunun dikkati çeken Türkiye’nin “petro dolar” uğruna ciddi bir insanlık suçunun cezalandırılması mücadelesinden vazgeçmiş olması kabul edilemez bir durumdur. Ayrıca Erdoğan’ın dosyayı devrettikten sonrasında Suudi Arabistan’ı ziyaret etmiş olması da sürecin Veliaht Prens’in istediği şekilde yürütüleceğini göstermiş ve Türkiye bir kez daha tavizkar ülke konumuna sürüklenmiştir.

Hatırlanacağı benzer biçimde Erdoğan ziyaret dönüşünde pek istediğini bulamamıştı. O nedenle olsa gerek Veliaht Prens’in Biden ziyareti öncesi ABD’ye bölgede oyun kurucu bulunduğunu göstermek için “gövde gösterisi” yapma turuna çıkması Sarayda büyük bir coşku uyandırmıştır. Uluslararası ilişkilerin mütekabiliyet ilkesinin oldukca kere yok sayıldığı AKP iktidarları döneminde ülkemizin bir hukuksuzluğun üstünün örtülmesine destek veriyor olması ve bunu “sıcak para” uğruna yapıyor olması Cumhuriyet’in benimsediği dış politikadan ne kadar uzaklaşıldığını ortaya koymaktadır. İktidar, hatalı dış siyaset ve iktisat politikasının bedelini ülkemizin internasyonal itibarını münakaşaya açarak ödetme anlayışından bir an evvel vazgeçmelidir.”

ANKA / Güncel

Cumhuriyet Halk Partisi Togo Cumhuriyeti Ekonomi Güncel Haberler

Leave A Reply

Your email address will not be published.