Avukatlar, Çağlayan’da 115. Adalet Nöbetini Tuttu. CHP’li Tanal: “Bu Devran Böyle Gitmez”

0

Avukatlar, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’ndaki 115’inci “Adalet Nöbeti”ni tuttu. Bugünkü Adalet Nöbeti’ne CHP İstanbul milletvekilleri Mahmut Tanal ve Turan Aydoğan da katıldı. Tanal, “Üzerinde tırnak makası yakalanmayan insanlara, kalkıp ‘hükümeti devirmeye teşebbüsten’ dolayı ceza vereceksiniz. Bu böyle gitmez arkadaşlar. Bu devran böyle gitmez” dedi.

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın Atrium alanında bugün bir araya gelen avukatlar, alkışlarla adalet sarayı önüne gelmiş olarak bir kez daha Adalet Nöbeti tuttu. 115’inci Adalet Nöbeti’ne, CHP İstanbul milletvekilleri Mahmut Tanal ve Turan Aydoğan da katıldı.

“GEZİ DAVASI YAŞAMINI DEMOKRASİYE, HUKUKA BAĞLI KILANLARIN YARGILANDIĞI BİR DAVA OLMUŞTUR”

İlk sözü Avukat Hakları adına avukat Ferhat Çiçekli aldı. Çiçekli Gezi Davası’nda yargılananların hukuka ve adalete bağlı insanoğlu bulunduğunu belirterek şunları söylemiş oldu:

“Gezi Davası insanca yaşamak isteyenlerin, yaşamını demokrasiye, hukuka bağlı kılanların yargılandığı bir dava olmuştur. Bugün avukat Can Atalay Gezi Parkı sürecindeki herhangi bir fiili sebebiyle değil, demokrasiye, Cumhuriyet’e ve insanca yaşamaya inancı nedeniyle tutukludur. Bizler de burada 115’inci kez buluşurken tıpkı Can Atalay gibi demokrasiye, Cumhuriyet’e ve insanca yaşamaya inancımızı haykırıyoruz. Bir yandan da 115’inci kez Adalet Nöbeti tutuyor olmaz, içinde bulunduğumuz karanlığı, adaletsizliği, hukuksuzluğu bizlere acı bir şekilde göstermektedir. Bugün buradan yalnızca avukatlara, hakim savcılara, hukukçulara seslenmiyorum. Bugün burada vicdan sahibi olan herkese sesleniyorum, meslektaşımız Can Atalay’ı tutsak edenler onun şahsında Gezi Parkı’nı tutsak etmek istemektedirler. Soma’daki, Çorlu tren faciasındaki hukuksuzlukların üstünü örtmek istemektedirler. Can Atalay’ın savunmaları tarihte hak ettiği yeri alacaktır.  Bu davanın yargıçları ve bu davanın iddianamesi Türk hukuk tarihine büyük bir garabet olarak geçmiş olsa da onlar da unutulacaktır. Ancak Gezi Parkı mücadelesi savunmaları daima hatırlanacaktır. Burada açıkça haykırıyoruz ki Gezi Parkı’nı savunmak, yeşili ve ağacı savunmaktadır. Gezi Parkı’nı savunmak, insanca yaşamayı savunmaktır. Gezi Parkı’nı savunmak hukuku savunmaktır. Gezi Parkı’nı savunmak, Cumhuriyet’i savunmaktır.”

“GEZİ’DE FARKLILIKLARIMIZLA BİR ARADAYDIK”

Özgürlükçü Demokrat Avukatlar adına Veysi Eski ise gazetecilerin özgürlüğüne vurgu yaparak, şu şekilde konuştu:

“Sevgili meslektaşlarım; adaletin kime, ne zaman, nasıl lazım olacağını bilemeyiz. Bakın sürekli olarak özellikle dezavantajlı gruplara yönelik saldırılarda bizler gerekli tepkiyi göstermiyoruz. Ondan sonra sıra bize geldiği zaman da ‘Aaa böyle Türkiye’de adalet yokmuş’ diye bağırmaya başlıyoruz. Bakın daha geçtiğimiz hafta 20 Kürt gazeteci Diyarbakır’da gözaltına alındı. Basında ciddi anlamda bu konuda bir tepki göremedik. Ama ne oldu? Arkasından ne geliyor? İşte görüyoruz ‘Sansür yasası’ geliyor. Çünkü Kürt gazeteci de gazetecidir. Kürt gazetecinin gazeteciliği engellendiğinde sesimizi çıkarmadığımız zaman bütün gazetecilerin gazeteciliği engelleniyor. Bunu görmemiz gerekiyor. Esasen Gezi’de hep birlikteydik derken, hep birlikte farklılıklarımızla birlikte hepimizin bir arada olması ve adaletsizliğe karşı mücadele etmesi anlamına gelmektedir. Adaletsizlik her nerede her kime karşı olursa olsun sesinizi yükseltmediğimiz sürece dönüp dolaşıp hepimizi vuracaktır.”

“HUKUKSUZLUĞA KARŞI DURUŞUMUZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Avukat Hasan Kılıç da “Meslektaşımız Can Atalay, hukuku savunduğu için sadece ve sadece avukatlık yaptığı için, toplumun haklarına, çevreye, doğaya sahip çıktığı için aslında hepimizin haklarını savunduğu için, bugün içeride. Can Atalay, doğaya, işçilere, madencilere ve onlara haklarına sahip çıktı. Gerçekler bunlar ve bizler bunun farkındayız. Bu gerçek üzeri örtülmeyecek derecede göz önünde duruyor. Aslında o içeride ama onunla birlikte şu anda adalet ve vicdan da içeride” dedi.

MAHMUT TANAL: GEZİ TOPLUMUN VİCDANIDIR

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal Gezi Davası’ndaki kararları eleştirdi. Tanal, Gezi döneminde yaşananları anlatarak şunları söylemiş oldu:

“Buradaki toplantı silahsız, barışçıl bir toplantıdır. Onun için vatandaşı engellemeye kalkışmayın. Gezi nedeniyle bugün buradayız. Gezi davası bu toplumun vicdanıdır. Bu toplumun özgürlüğüdür. Bu toplumun adaletidir. Gezi’de yargılanan arkadaşlarımız neyle yargılandılar? ‘Hükümete karşı darbe yapmak teşebbüsüyle’ ceza verildi. Yakamda fotoğrafı bulunan Avukat Can Atalay’dan terörist olmaz. Can Atalay’la suç yan yana gelmez. Can Atalay’la ancak yan yana ne gelir biliyor musunuz? Adalet gelir, hukukun üstünlüğü gelir, özgürlükler gelir, demokrasi gelir. Peki Gezi olayları niçin meydana geldi bu ülkede? Yani olaylara bir geri baktığımız zaman o dönem insanlarımız fişleniyordu. Takip ediliyordu, mahkeme kararı olmaksızın.  Mahkeme kararları olmaksızın telefonlar dinleniliyordu. O dönem ‘Sezaryenle doğum yapmak cinayettir’ deniliyordu. O dönem gençler el ele tutuşmuşsa, ‘Efendim kız mıdır, erkek midir, nedir, nasıl böyle el ele tutuşur’ diye vatandaşların özel hayatına müdahale ediliyordu.  O dönem baskıcı, otoriter bir rejimin ayak sesleri duyuluyordu.

“BU DEVRAN BÖYLE GİTMEZ”

Gezi’den sonra ne oldu değerli arkadaşlar? Gezi’den sonra bu ülkede eski cezaevlerinin kapasitesi arttırıldı. Cezaevleri gittikçe arttırıldı. Mahkemelerin sayısı arttırıldı. Eğer bir ülkede sürekli cezaevi sayısı artıyor, sürekli cezaevi yapılıyorsa bu ülkenin ihtiyacı sürekli büyük cezaevi yapmak mı? Bu ülkenin ihtiyacı adalet mi getirmek? Bu ülkenin ihtiyacı cezaevi yapmak. Bu ülkede hukukun üstünlüğü mü egemen kılmak? Bu ülkenin ihtiyacı sürekli cezaevi yapmak mı? Yoksa demokrasiyi mi getirmek? Sürekli insanlar eleştiri sınırları içerisinde iktidarı eleştirip cezaevine atılıyorsa bu ülkede otoriter rejim vardır. Yetkililere sesleniyoruz. Bu ülkenin ihtiyacı adalet, siz can Atalay’a ‘Hükümeti devirme teşebbüsüyle’ ceza vereceksiniz. Ceza hukukunda bir suçun işlenebilmesi için yeteri kadar araç ve gerecin olması lazım. Bu insanların üzerinde, kalem, kağıt dışında, insan hakları sözleşmeleri dışında bir madde bir şey elinde bulunmadı. Evleri aranmadı, iş yerleri aranmadı, çakı bile evlerine yakalanmadı. Üzerinde tırnak makası yakalanmayan insanları, kalkıp hükümeti devirmeye teşebbüsten dolayı ceza vereceksiniz. Bu böyle gitmez arkadaşlar. Bu devran böyle gitmez.”

ANKA / Güncel

Cumhuriyet Halk Partisi Mahmut Tanal Çağlayan Güncel Haberler

Leave A Reply

Your email address will not be published.